Home » Mimarlık
Piramitler

Krallık ailesinin mezarlarını korumak amacıyla yapılan piramitler  Mısır’da çok eski tarihlerde ortaya çıktı ve eski imparatorluk döneminin belirgin anıtları olarak kaldı.
 Üçüncü sülaleye dek kral mezarları mustabalardan oluşurdu. Mustabalar yamuk biçimli höyüklerdi ve tören odasını  gizlemek amacıyla kuyu mezar üzerine yapılırdı. Piramitin başlangıçta çok büyük olan boyutları eski imparatorluk döneminde (M.Ö. 2780-2380) yavaş yavaş küçüldü ve orta imparatorluk döneminde (M.Ö. 2065-1785) belirli bir ölçüde kaldı. Yeni imparatorluk döneminde ise (M.Ö. 1580-1085) piramitler kral mezarı olarak ortadan kalktı.
Üçüncü sülalenin kurucusu olan Firavun Zoser’ın piramidi bilinen ilk piramittir. Kahire’nin güneyinde Sakkara Yaylası’nda eski başkent Menfis’in yakınında yükselen bu piramit Firavu’nun emriyle mimar İmhotep’e yaptırıldı ve bu gelenek firavunlara tanınan bir ayrıcalık oldu. Dört bir yanın yanındaki altışar geniş taş basamağıyla dev bir merdiven gibi görünen Zoser Piramidi. 109 metre eninde 121 metre boyundaki dikdörtgen bir taban üzerinde yükseliyordu.

Aydınlatma Hesabında Kullanılan Tablolar

Mimarlık Sanatı

 Mimarlık, insanların hem fiziksel mekânlara, hem de kendi duygu ve düşüncelerini anlatan biçimlere duydukları gereksinmeyi karşılayacak yapıları üretme sanat ve tekniğidir.

 Yerleşik yaşam biçimini benimseyen bütün toplumların mimarlığı vardır. Mimarlık yapıtları insan ürünü öteki yapıtlardan şu özellikleriyle ayrılır:

* İnsanlar tarafından kullanılmaya uygun bir işlevi olması
* Uzun süre ayakta durmasını sağlayacak sağlamlıkta bir strüktürü olması
* Bir düşünce ya da duyguyu iletebilecek, bir deneyimi aktarabilecek bir biçimi bulunması


 Herhangi bir yapının mimarlık ürünü sayılabilmesi için bu üç özelliğin bir arada olması gerekir. Özelliklerin birincisi ile üçüncüsü, yapıların yerine getirdikleri toplumsal işlevlere göre değişebilirler; ama ikinci özellik bunlardan bağımsız olarak her yapıda vardır.

 Örneğin fabrika gibi işlevi yarara yönelik bir yapıda duygu ve düşüncelerin iletilmesine daha az önem verilmiş olabilir.

 Buna karşılık anıtmezar gibi daha çok duygu iletimine önem verilen yapılarda da kullanım geri planda kalabilir. Kamu yapıları ya da dinsel yapılarda ise hem kullanışlılık hem de biçimsel anlatım gücü eşit ölçüde önem taşıyabilir.

 Mimarlık veya mimari, binaları ve diğer fiziki yapıları tasarlama ve kurma sanatı ve bilimidir. İnsanların yaşamasını kolaylaştırmak ve barınma, dinlenme, çalışma, eğlenme gibi eylemlerini sürdürebilmelerini sağlamak üzere gerekli mekânları, işlevsel gereksinmeleri ekonomik ve teknik olanaklarla bağdaştırarak estetik yaratıcılıkla inşa etme sanatı; başka bir tanımlamayla, yapıları ve fiziksel çevreyi uygun ölçülerde tasarlama ve inşa etme sanat ve bilimidir.

 Mimarlık mekan tasarlama işidir. İnsan barınmak için yaşamak ve doğa şartlarından korunmak için bir mekan ihtiyacı duyar ve bu mekanı kendine özgü kültürel, fonksiyonel, teknik ve farklı zevklerde yaratır.

 Mimarlık evrensel bir meslektir. İnsanlık tarihinin her döneminde önemli olmuştur. Dini yapıların tanrıya ulaşma arzusundan, iktidarı simgeleyen saraylara ya da bir kentin dokusunu oluşturan basit konut tiplemelerine kadar her türlü açık ve kapalı mekanı tasarlar.

 Bu çevre kırsal veya kentsel olabileceği gibi, yapıları veya mekanları kuşatan yakın dış çevre de mimari tasarımın kapsamına girer. Mekan, içinde yaşamın gerçekleştiği fizik ortam olarak tanımlanabilir. Mekanın oluşabilmesi ve üretilebilmesi için yapılara, yaşamın hergün artan çeşitliliği gözönüne alınırsa, oldukça karmaşık ilişkiler düzeni içinde yapılaşmış fizik çevreye gereksinme vardır. Mimari tasarımın öznesi olan yaşam, coğrafi, iklimsel, kültürel, demografik farklılıklar içerir.

 MÖ 1. yy.’da yaşamış olan Roma’lı mimar Vitruvius “De Architectura” adlı kitabında başarılı bir mimarlık için “Utilitas, Firmitas, Venustas” (kullanışlılık, sağlamlık, güzellik) etmenlerinin gerekli olduğunu ileri sürmüştür. Rönesans’ ta bu tanım, “Comodita, perpetuita, bellezza” (kullanışlılık,süreklilik- kalıcılık, güzellik) olarak benimsenmiştir. 1581′de bir İngiliz yazarı mimarlığı “yapı bilimi” olarak tanımlarken 19.yy’da İngiliz eleştirmen John Ruskin mimarlığın “yapılara uygulanan süslemeden başka bir şey olmadığı” nı ileri sürüyordu. Amatör bir eleştirici olan Sir Henri Watton “The Elements of Architecture” (1624) adlı kitabında mimarlığın üç koşula (kullanılışlılık, sağlamlık, güzellik) yanıt vermesi gerektiğini belirtir. Frank Lloyd Wright’a göre de “mimarlık biçim haline gelmiş yaşamdır.”

 Dünyanın en eski mesleği olarak kabul edilen mimarlık yapı sektörünün de ayrılmaz bir parçasıdır. Yapı sektörü ise, tüm dünya ülkelerinde en büyük sektör olup, diğer sektörlerin de itici gücü olarak kabul edilmektedir. Bu nedenle, mimarlık, geçmişin birikimleri ile geleceği hazırlayacak, gelecekte yaşanacak kaliteli yaşam çevrelerini oluşturacak, vizyon sahibi bireylerin mesleğidir.

Son elli yıldır mimarlık mesleği konusunda “Çizim yapma sanatı” gibi bir yanlış kanaat oluşmuş, mimarlık sanatına yardımcı olan ancak çalışma alanı, tüm yapılarda kullanılan elemanların malzeme, mukavemet, statik ve dinamik durumlarını ve ekonomisini inceleyen bilim dalı olan inşaat mühendisliği ile mimarlık kavramları birbirine karışmıştır.

 Mimarlık sanatının kültürel yanını gözardı eden bu anlayış sonucunda , yüzyıllardır ülkemizin kimliği ile bütünleşen ve kültürümüzün ve değerlerimizin en kalıcı kanıtı olan mimarlık, kimliğini kaybetmiş, kültürel kimlik sorusu ile bir hesabı bulunmayan egemen yapı kültürü kentlerin görünür kimliğine damgasını vurmuştur.

Oysa Mimarlık ülkelerin kartvizitine yazdığı değerlerin en önemlilerinden biri belki de en önemlisidir.

 Mimarlık okullarından mezun olanların, mesleğin ilgi alanının çok geniş bir yelpazeyi kapsaması nedeni ile, birbirinden çok farklı alanlarda çalışabildikleri gözlemlenmektedir.

 Alıntıdır.

Ana Britannica & Vikipedi

Aydınlatma Düzeyi Tablosu



Ofisler
Genel Ofis Alanları500 Lux
Açık Ofisler750 Lux
Çizim Yapılan Ofisler1000 Lux
Bekleme Salonları200 Lux
Bilgi İşlem Merkezleri300 Lux
Alışveriş Merkezleri
Self servis mağazaları ve showroomlar500 Lux
Mağazalar (Genel)300 Lux
Süpermarketler750 Lux
Konser salonları, sinemalar, tiyatrolar
Genel100 Lux
Fuaye200 Lux
Müzeler ve Sanat galerileri
Işığa duyarlı olmayan nesnelerin sergilenmesi 300 Lux
Işığa duyarlı nesnelerin teşhiri150 Lux
Eğitim
Sınıflar500 Lux
Konferans Salonları300 Lux
Labortuarlar500 Lux
Kütüphaneler500 Lux
Konutlar, oteller, restorantlar
Yatak odaları (Genel)50 Lux
Yatakbaşı200 Lux
Banyolar (Genel)100 Lux
Banyolar (Ayna Önü)500 Lux
Oturma odaları (Genel)100 Lux
Oturma odaları (Okuma)500 Lux
Merdivenler100 Lux
Mutfaklar (Genel)300 Lux
Mutfaklar (Tezgah üstü)500 Lux
Hastaneler
Gece50 Lux
Gündüz200 Lux
Muayane odaları500 Lux
Personel odaları100 Lux
Laboratuarlar500 Lux
Endüstriyel Alanlar
Tekstil atölyeleri750 Lux
Test ve kontrol noktaları750 Lux
Dikiş atölyeleri750 Lux
Deri atölyeleri500 Lux
Mobilya atölyeleri300 Lux
Metal işleme atölyeleri300 Lüx




Banyolarda Minimum Kullanım Alanları

Klozet için minimum kullanım alanı:


Lavabo için minimum kullanım alanı:


Kabinli küvet için minimum kullanım alanı:


Bide minimum kullanım alanı:


Kabinsiz küvet minimum kullanım alanı:


İki duvar arasında duş teknesi için minimum kullanım alanı:


Üç duvar arasındaki duş teknesi minimum kullanım alanları:


 Kaynak: rocakale.com.tr

Banyo Standartları



Yıkama Alanında:
A. Ayna ve ilaç dolabı. Ölçüleri, raf ya da üstü raflı yıkama birimine bağlı olarak değişmektedir. Ayna bir rafın en az 18 cm. üzerinden açılmalıdır. (A.1) Lavabonun hemen üzerine yerleştirilecek sabit ayna, 7 ila 14 yaş arası çocuklar için tercih edilir.
B. Raf. Tercihen duvarla aynı hizada gömme. Ecza dolabına ya da lavaboya ait bir bölüm olarak düşünülebilir.
C,D ve E. Sabun, diş fırçası ve bardak taşıyıcıları, ayrı birimler ya da birleşik; gömme ya da dışarlak olabilir.
F. Tıraş makinesi ve saç kurutma makinesi için bölme. Lavabonun sağ üstünde, tamamen önde.
G. Tıraş bıçağını koyma yeri.
H. Havlu askıları. Lavabo tezgahı ya da rafın hizasında olabilir. Kısıtlı alanda, üst askılara el-yüz havluları, aşağıdakilere de banyo havluları asılabilir.

Duşta:
A. Duş başlığı. Yüksekliği müşterinin tercihine göre ayarlanabilir.
B. Duş vanaları ya da karışım vanaları. Daima duş girişine yakın yerleştirilmeli.
C. Duş perdesi çubuğu. (C.1)İsteğe bağlı olarak;cam duş çevre kapısı; menteşeler, vanaların karşısına, kenarlara monte edilmeli.
D. Sabun ve sünger taşıyıcısı ile tutamak kombinasyonu. Kenardan akıtmalı olanı kullanılmalı. Arka duvar ya da duş başlığının karşısında yer alan yan duvara yerleştirilmeli.
E. Duş vantilatörü. Buhar giderici olarak ullanılır; banyo vantilatörü olarak da iş görebilir.
F. Duş kabini aydınlatması. İsteğe bağlı; buhar geçirmeyen model olmalıdır.
Küvette:
A, B ve C. Duş başlığı, duş ayarları, banyo vanaları ve musluk. Konumları müşterinin isteğine bağlı değişebilmekle birlikte, küvetin dışından da ulaşılabilir olmalıdır. Tavsiye edilen yükseklikler için duş kabinine bakınız.
D. Sabun ve sünger taşıyıcısı ile tutamak kombinasyonu. Kenardan akıtmalı olanı tercih edilir.
E. Dikey tutamaklar. Tercihe bağlı, ancak tavsiye edilir.
F. Havlu askısı. Duş donatımlı küvetin üzerinde kullanılmaz.
G. Perde borusu. Küvetin iç yüzünde yer almalıdır. (G.1)Alternatif olarak; cam duş çevre kapısı, perde yerine kullanılabilir. Kapılı ve kapısız farklı çeşitleri bulunmaktadır.
Resimsiz:
Boy aynası. Genellikle kapı üzerinde.
Banyo terazisi. Sabit ya da taşınabilir olabilir.
Kirli sepeti. İsteğe bağlı olarak, banyo dolabının bir bölümünde, sabit ya da taşınabilir şekillerde olabilir.
Yardımcı ısıtıcı. Sabit radyatör tipi tercih edilir; açık zemin alanına doğru ısıtması tercih edilir.

   

kaynakça: www.mimar.cc